Haber Detayı
15 Eylül 2020 - Salı 16:41
 
‘ISPARTA’NIN YAŞAYAN TARİHİ: SÜMER ŞENOL’
Son röportajını Kumsaati Dergisi ve Haber Gazetesine vermişti
Haberi


 

Toplumun bütün kesimleri tarafından saygınlık duyulan isim olan Eğitimci, Türkolog ve  Yazar Sümer Şenol dün hayatını kaybetti. Isparta’nın büyük bir değeri olan Sümer Hoca, son röportajını 2017 yılında Kumsaati Dergisi ve Haber Gazetesi’ne vermişti.

22 Mart tarihinde ilim kaynaklarına göre; Hz.Adem, Hz. Havva ile buluşmuş, Nuh Tufanı o gün sona ermiş, ‘ne tesadüftür ki; Sümer Hoca da 22 Mart 1945 tarihinde dünyaya gelmiş. ‘Fadime’ ismi onun için farklı bir mana taşıyor, öyle ki adı Faadime olan öğrencilere bir-iki puan fazla verme arzusu bile olmuş, çünkü o isim annesine ait. Hepimizin tanıdığı Sümer Şenol’un bilinmeyen yönlerini sizler için kendisinden dinledik: O, lise 2.sınıfta kalan, kopya çekmeyi serbest bırakmak isteyen bir ÖĞRETMEN’di. Bir bilinmeyen yönü de 6 MART ATATÜRK CADDESİ’NİN isim babası olması. Bu yazımızı keyifle okuyacağınıza yürekten inanıyoruz, çünkü biz KUMSAATİ olarak hem dinlerken hem yazarken büyük keyif aldık. Emekli Edebiyat öğretmeni, lise ve kültür müdürü, gazeteci-yazar Türkolog Sümer Şenol, 1945 yılında Aksu Akçaşar Köyü’nde doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden 1968 yılında mezun oldu. Meslek hayatının 25 yılında müdürlük yapan Şenol, bu sürenin 16 yılını ŞAİK LİSESİ’nde geçirdi. 1995 yılında aynı lisede görev yaparken emekli oldu. Hisar ve Türk Edebiyatı dergileri başta olmak üzere çeşitli yerel gazetelerde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Akademik araştırmaları SDÜ yayınlarında yer aldı. Yurt içi ve dışı yarışmalarda ‘şiir ve insanımız’ konularında ödüller aldı. Tekerlemeler, Küpler, Ispartalı Rumlar, Yörüklerin Göç Yolu, A’dan Z’ye Isparta’nın El Kitabı adında 5 kitabı bulunuyor.  ‘Terazi eti tartar, otu tartar, dönüp tartmaz kendini, yaptığını sun ve sus, el söylesin fendini, zırvalama zırvalama, kul kendini zirveleme’ bu sözler benim hayat felsefem. Süleyman Demirel’in Türkiye’ye çok çok mirası var ama bana da bir mirası var. O da ‘İfadem kısa, okunmaz kısa olmasa’. Sümer ve Zumer, Kur’an-ı Kerim’de bir ayetin adıdır, Güzel konuşan manasındadır. Anam adımı böyle koymuş, bana da uymuş ben de o sureyi çokça okurum.

OKUDUĞU LİSEDE SINIFTA KALDI, YILLAR SONRA O OKULUN MÜDÜRÜ OLDU

Evde, inadına müstakim, istikameti belli olan bir babayım. 16 sene ŞAİK Lisesi’nde, 3 senede Merkez Ortaokulu’nda 19 yıl müdürlük yaptım. Ben bu okulda sınıfta kaldım, öğretmenimden dayak yedim. LİSE 2’DE SINIFTA KALMAK LEZZETLİDİR. Çocuklara aman siz de lise 2’de kalın demek gibi olmasın da lezzetlidir. Anam bir daha doğursa beni ŞAİK Lisesi’ne geleceğim bir daha lise 2’de kalacağım. Mehmet Bezeci hocam, beni bilardo oynarken yakaladı, dövdü ve sınıfta bıraktı. Yıllar geçti okula denetime geldiler, o denetimde beni döven, sınıfta bırakan hocam da vardı. ŞAİK Lisesi o zaman eski milli eğitim müdürlüğü taş binadaydı. Yeni binanın bir lezzeti vardı. Orada müdürlük yaptım. Ben Mimarlık Mühendislik Akademisi’nin ilk kurucusuyum.

EĞİTİM SORUNLARI

Biz maalesef test nesli, tost nesli yetiştirdik, ama DOST NESLİNİ yetiştiremedik: ‘Test nesli tost nesli benim evladım, peki yorgun pek durgun attığı adım, yüzünde gençlikten iz bulamadım, sınavlar uğruna ömür sürerken, hayata sırt döndü yaşından erken’

BEN KOPYAYI SEVEN BİR İNSANIM. Ah bir bakan falan olsam, kopyayı serbest bırakacağım okullarda. Çünkü kopya çekerek ezberlediklerim akıldan gitmiyor. Ama şimdi KALEMLERE VEDA dönemindeyim. Yaşım icabıdır bu belki, otobüslere bedava bindiğimiz yaşa gelince böyle oldu. Hayat virgüller deposu, ama bir an geliyor ki nokta, yani tabut. Günüm, oldukça sakin geçiyor. Sabah namazıma çok dikkat ederim. Hep şöyle dua ettim: ezanların dolduğu ve kulaklarımın doyduğu bir mekan.

6 MART CADDESİ’NİN İSİM BABASI

Baba ocağım 6 Mart’taydı. Bu caddenin de isim babasıyım. İstanbul Üniversitesi’nde okurken babama mektup yazardım, adres kısmını yazarken de elimle kapatırdım, çünkü bu caddenin adı o zamanlar (1965’li yıllar) Pavyonlar Caddesi’ydi. Bu ismi arkadaşlarımdan biri görür diye çok çekiniyordum. Kötü aile çocuğu derler diye. Ama o pavyon ismi de bu manada değildi elbet.

Kültür Müdürü oldum, o zaman binamız yıkılan Halil Hamit Paşa Kütüphanesi’ydi. Kültür Müdürlüğü de o zaman ilk kez kuruldu. (1980’li yıllar) ve kütüphanenin bir bölümünü bize tahsis ettiler. Caddenin adı hala Pavyonlar Caddesi. Bu caddenin adı pavyonlardan, eğlence mekanlarından gelmiyormuş. 2.Dünya Harbinde Almanlar Kırımlar tarafından buraya göç etmişler. İtalyanlar ve Fransızlar da gemileri batmış Antalya iskelede, oraya sığınmışlar. Fakat sivrisinek meydan savaşını başaramıyorlar ve yaylaya göç edeceğiz diyorlar, Isparta’ya geliyorlar. Sırf sivrisinek korkusundan. Erat, asker, subaylar, cadde üzerinde oda oda yapıyorlar, onlara pavyon diyorlar, halk dilinde. Bizim anlayacağımız manada caddeye ‘baraka’ yapmışlar. Kültür Müdürü olur olmaz, Atatürk bu caddeden geçtiği için adını 6 Mart Atatürk Caddesi olarak değiştirdim. Ama bir süre bana inanmadılar. 12 Eylül oldu, ismi önce koydum. Bazı canım dostlarım bunu sen uyduruyorsun dediler. İyi ki Atatürk, bizim taş binamızın önünde fotoğraf çektirmiş de ben ordan paçayı kurtardım.

YEŞİLÇAM İLKESİ SÜMER HOCAYA AİT

Osmancık filminin kültür danışmanıydım. Yeşilçamın bir anayasası eksikti. Hocanız ne dedi, yatağa ve otağa pabucuyla girilmez dedi, bütün yeşilçama bu ilkeyi benimsetti. Hayatımın en büyük safhalarından biri de Erol Taş, Eşref Kolçak, Cihan Ünal gibi akademisyenlere kültür danışmanlığı yapmam oldu.

OKUL KELİMESİNİ HAYATTA SEVMEDİM, SEVMEMDE. ‘Ben okula okul demem, okul ekol olmadıkça, bırakalım öğrenciyi ile el kol olmadıkça’ sadece matematik, fenle eğitim olmaz. Onun için Sümer Hocanızın bu ifadesi kabullenilmiştir ve ŞAİK Lisesi bir ekol olmuştur. 1985-1986 eğitim öğretim yılında Türkiye birincisi olmuştur. O hocalarımızın üstün gayreti, hademelerimizin tatlı diliyle bu sonuç alındı. Hademe deyip geçmeyin, bir saatte büyük dişli de vardır küçük dişlide, küçük dişli çalışmasın bakalım ne oluyor, çalışamaz. Benim Hafız Hakkım vardı, ona danışmadan iş yapmadım. Bir taşra lisesi bunu yaptı.

ŞENOL-ÇETİN DOSTLUĞU

Sümer Şenol ile yaptığımız röportajımıza eşlik eden bir isim de Gazeteci-Yazar Cengiz Çetin oldu. Çetin, gününün bir bölümünü hala Sümer Hoca ile geçirmenin mutluluğunu yaşadığını belirterek, şunları söyledi: “1968’de İstanbul’daydım, orada İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü’nün eski eserler uzmanıydım. O günlerde gazeteciliğe merakım arttı. İlk defa Sabah Gazetesi’nde Osman Topbaş’tı gazetenin sahibi. Orada kart aldım, muhabir olarak göreve başladım. O günlerde İstanbul’daki eski eserlerle ilgileniyordum, tarihlerini yazıyordum. Fakat, o gün için karayolu Ortadoğu’ya açıktı. Halep, Amman, Ürdün, Suudi Arabistan’a giderek oradaki insanlarla görüşmeler yaptım. O günlerde bile Arap aleminde bile insanların birbirini sevmediklerini gördüm. Fakat, Halep’teki görüştüğüm kişiler Türkmen’di genelde. Beni misafir ettiler. 15’e yakın eserim var. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden uzman olarak emekli oldum 1996’da. 9 kuruluşta görev yaptım. Isparta Valiliği’nde İnsan Hakları Komisyonu üyeliği ve köşe yazarlığı devam ediyor. Ben yazılarımda ekonomik krize çok değinirim. Bu aslında insan krizi demek. Bu ne demek marka insan, kaliteli insan, dürüst insan, ülkeye en iyi hizmeti verebilecek bir kadroyu arıyorum. Bunun tek misali iyi eğitim, aileden başlayan eğitimdir. Ahlak, doğruluk, saygı ve kardeşlik kavramları olmazsa ekonomik krizin önlenmesi mümkün değildir. Isparta’da kardeşlik azalmış durumda. Mutlu yaşayanlar bir tarafta, mutsuz yaşayanlar bir tarafta. Bu da şiddeti tetikliyor. İnsanlar birbirini sevmeli, saygı duymalı, selam vermeli. Selam, benden sana senden bana zarar gelmez demektir. Gülümsemek, bir sadakadır. Bizim istediğimiz bu” (Kumsaati Dergisi – Haber Merkezi)

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: ‘ISPARTA’NIN, YAŞAYAN, , TARİHİ:, SÜMER, ŞENOL’,
Haber Videosu
Yorumlar
istanbul escort şişli escort